Hiç kilo veremiyor musun? Sorun bilinçaltınızda değil!

Birçok bilim insanı obezite konusunda ortak bir paydada buluşuyor; “Aşırı yemek vücudun değil, bilinçaltının bir sorunudur.” Bir buzdağı düşünün, buzdağının kendisi bilinçli, suyun altındaki kısım ise bilinçaltı veya bilinçsizdir. Psikolojik açıdan yemek yemek çok rahatlatıcı ve tatmin edici bir eylemdir. Çocukların dünyasını düşünürsek; incinme ve duygusal acı yeme refleksini tetikler.

Çocuklukta reddedilme, terk edilme, duyulmama, yaşıtlarından farklı olma, yeme ihtiyacını pekiştiren sorunları beraberinde getirir. Duygusal travma ve boşlukta çocuk abur cubura yönelerek ve fazla yeme ihtiyacı duyarak tatmin olur ve bu şekilde kendini rahatlatır. Bir tür savunma mekanizması oluşturur.

Bazen, tıpkı biz yetişkinlerin kendi kabuğumuza çekilmemiz gerektiği gibi, çocuk da kendini bir battaniyeyle örtmek ve saklanmak ister.

Yemek yeme ihtiyacı ilk başta büyük bir sorun gibi görünmeyebilir, ancak ileride depolanan yüksek miktarda kalori, hızlı kilo alımına neden olur.

Tekrarlayan yeme eylemi vücutta yağ ve şekerin depolanmasına neden olarak obezite ve obeziteye bağlı sağlık sorunlarına neden olur.

Bilinçaltı; Başta yeme alışkanlıklarımız olmak üzere tüm davranış ve ihtiyaçlarımızı programlama yoluyla düzenlemekten sorumludur.

Kalori hesabı yaparak yemek yiyenler, kurtuluşu salatada ve her gün bir moda akımı gibi çıkan çeşitli diyet programlarında buluyorlar. Obezite ile mücadelede dünya son teknoloji silahlarla donanmış olsa da, neden diyetler işe yaramıyor ve yemek yeme dürtüsünü kontrol edemiyoruz?

1. Yeme ipuçları

Tat ve kokuların tetiklediği duygusal yanılsamaların yanı sıra yemek reklamları ve marka logoları yeme refleksimizi canlı tutuyor. Birçok uzman, özellikle alışveriş alışkanlıklarımızı düzenlerken, tok karnına alışverişe çıkmanın yeme refleksini kontrol etmek için etkili bir yöntem olacağını vurgulamaktadır. Acıktığımızda, kortizol hormonu beyni uyarır ve bu da yemek ipuçlarını daha fazla takip etmemize neden olur.

Beynimiz, aç olduğumuzda sağlıklı yiyeceklerden çok şeker ve yağ oranı yüksek sağlıksız yiyeceklerin ipuçlarına daha fazla dikkat eder. Çalışmalarda, katılımcılara yüksek kalorili yiyecekler gösterildiğinde, tükürük salgılaması gibi beklenen iştah tepkilerinin daha fazla ortaya çıktığı gözlemlendi.

2. Yasak yiyecekler daha çekici

Yasaklar tatlıdır ama tehlikelidir. Birçok diyet, zevkli yiyecekleri (patates kızartması, gazlı içecekler, tatlılar) hariç tutar. Araştırmalar, kaçınmamız istenen yiyecekler için daha fazla istek duyduğumuzu gösteriyor. Bir çalışmada, sıklıkla çikolata tüketen katılımcılardan bir hafta boyunca tatlı yememeleri istendi. Bu çalışmada, katılımcılar çikolata ve diğer yüksek kalorili gıda maddelerinin görüntülerini daha çekici buldular. Yoksunluk, daha yüksek kalorili yiyecekler istemelerine neden oldu ve yoksun katılımcılar daha fazla kalori tüketti.

Bu çalışma, diyet yapanların zevkli yiyeceklerden kaçınmaya çalışsalar bile, yoksunluğa karşı davranışsal ve bilişsel tepkinin istemeden daha fazla çekicilik yaratabileceğini gösterdi.

3. “Bu nedir?” Efekt

Sıkı diyet yönergeleri, açlığın fizyolojik sinyallerine dayanmayan bir yeme davranışını empoze ettikleri için aşırı yeme riskini artıracaktır.

Sıkı diyet yönergeleriyle ilgili bir başka sorun da, tüm diyeti bozmak için küçük bir kaçamak yeterli olmasıdır. Araştırmacılar buna “ne olursa olsun etkisi” diyorlar. Diyet başarısızlığı, aşırı yemeye neden olduğu bilinen suçluluk veya stres gibi olumsuz duyguları tetikleyebilir.

Diyet yapan kişinin katı kurallara uymasını gerektiren veya en sevdiği yiyecekleri tüketmesini yasaklayan diyetler, paradoksal olarak aşırı yeme riskini artırdığı için sorunlu kabul edilir.

Sağlıklı beslenme alışkanlıklarını egzersizle desteklemek kilo vermeyi hızlandırır ama en önemlisi sorunu temelde yani bilinçaltında çözmektir. Bataklığı kurutmazsak sivrisinekler gitmeyecek. Terapi ancak bilinçaltını ikna ederek ve inançları değiştirerek gerçekleşir. Dış koşulları değiştirmek yerine iç inançlarımızı değiştirmeliyiz.

Leave a Comment